Geçmişte maxi single olarak yayınladığım yazımı genişletip 13 şarkılık bir albüm haline getirmeye karar verdim, tanıtımını bu hafta çağla şikelle alişanın programı her şey dahilde türbanlı dj fatma civelek kitleyi coşturduktan sonra sesli bir şekilde okuyarak gerçekleştireceğim ama ondan önce dijital platformda yayınlama kararı aldım ve işte karşınızdayım:
UMARSIZ,MÜŞTEMİLAT,OMNİ POTENS
Bu sabah bunaltıcı düşlerimden salonunda 6lı lale şeklinde avize olan bir evin, kişisel yaşam alanını bakugan ve araba şeklinde yatakla kaplamış 8 yaşındaki berat isimli çocuğu olarak uyandım.
Üzerimde turuncu bakuganlı tişörtüm ve dikiş yerinden içindeki karpuzlu plastik top görünen mikasa topumla mahallemin sokaklarını hunharca arşınlarken aklımda ''ben berat olarak uyandıysam, hangi ilkokul 2. sınıf öğrencisi ben olarak uyandı?'' sorusu vardı. Cebime baktım eski alışkanlıklarımdan kurtulamayıp mangodan aldığım zımbalı rockn roll stili cüzdanımla dışarı çıkmıştım, cüzdanımda eski günlerime ait idefixte oruç aruoba, ibnü'l-Arabi, emma goldman gibi yazarlarla donatılmış ekberilikten anarşizme geniş bir yelpazede seyreden kitap listem için biriktirdiğim 100 türk lirası mevcuttu, ama şimdi bunların hiçbiri semantik hafızamda yer etmiyordu, 100 liramın hepsini buz parmak, futbolcu çıkartması ve kızkaçırana yatırmaktan ibaret bir donanıma sahiptim.
![]() |
| zımbalı cüzdanım. |
Mahalle bakkalının önündeki ekmek kasalarını dikkatli dikkatli incelerken bunları düşündüm ve bu düşüncelerden sıyrılıp buz parmağı aldıktan sonra açık bırakacağımın kesin olduğu algida dolabına yöneldim, gözlerimle dolabın içindeki magnum bademli gibi pahalı markaları hızlıca geçiştirmeye çalışırken dolabın çiziklerle dolu camındaki aksimle yüzleştim, kafamı üçe vurdurmuştum ve bebekliğimde sürekli düz yatırıldığım için kafam yamuk yumuktu, kafama hızlıca vurdum elim acıdı. tahmin ettiğim gibi ben kafasına vurulursa kafası değil insanın elini acıtan tam teşekküllü bir ilkokulluya dönüşmüştüm. bakkal para üstü olarak sakız vermedi, iki yüz bin verdi, o zaman anladım ben benim dönemimin sekiz yaşı değilim, ben odasında arabalı yatak olan bir 2015 çocuğunun sekiz yaşıyım.
Bunu sindirmem çok daha zor oldu, 2015 model bir 8 yaş berat şu an ben, benim onu bulmam lazım ama şu an odamın duvarına spidermanli defter çıkarması yapıştırdığım için annemden azar yiyorum, annem çamaşır suyu kokuyor ve adı şerife, allahım en büyük ideali frapan döşemesine yeni bir varaklı kase eklemek ve en büyük yıkımı yemek takımının bozulması olan bu kadın bana niçin tehditler savuruyor? ben onun çocuğu değilim ama bunu kendime bile anlatamıyorum ve hunharca oraya buraya spiderman defter etiketi yapıştırıp, buzparmak tüketiyorum. Buradan herkese sesleniyorum çevrenizdeki 8 yaşındaki beratlara dikkat edin, berat olmayanlara da dikkat edin belki de barbie bebeğin kafasını keçeli kalemle boyayan bir elifsuya da hapsolmuş olabilirim bu büyük bir karmaşa ve tüm çocuklar şüpheli, ben orada bir yerde hapse düştüm, hiçbir yerde ben olarak varolamıyorum, o gördüğünüz kişi ben değilim. Bana biraz olsun merhamet edin ama acımayın, acımak büyüklenmektir çocuğu çocuk dünyasında yıkmayın, beni ve çocuğu kurtarın.
--------------------------------------------------
Bu yazıyı kaleme almamın üzerinden 26 gün 52 dakika 33 saniye geçti, beni ve beratı başkalarının merhametinin özgür kılamayacağını anlamamın üzerinden ise 18 yıl+26 gün 52 dakika 33 saniye.
Ben yani sen olan ben şu an benim üniversitemin kantinindesin, ben de senin ilkokulunun kantinindeyim ve bugün seni özgür kılmak için elimden geleni yapıyorum. Annen şerife evden çıkmadan önce dondurma mevsimi gelmediğini yersen boğazının şişeceğini ve senle uğraşamayacağını falan söyledi ama şu an tahmin et ne yapıyorum: BUZ PARMAĞIN ÇIKINTIDAKİ BAŞ PARMAĞINI EMİKLİYORUM, hayatında yapmak istediğin ve yapamadığın ne varsa hepsini yapmanı sağlayacağım ve senin ruhunu özgürlüğe kavuşturacağım berat, şu buz parmak bitsin bir sonraki durağım akranlarına göre daha gürbüz olmasından cesaret alıp sana zorbalık yapan çocuğu stratejik derinliğimle çevresindeki dalkavukları manipüle ederek dövdürtmek olacak. Ardından eve gideceğiz kötü bir haberim var şerife sana banyo yaptıracak, iyi bir haberim var banyodan sonra sokağa çıkma yasağını deleceğim ve olabilecek en tozlu,çamurlu yerlerde deli gibi tepineceğim özellikle kulak arkalarımı kirleteceğim ve gömlek manşetlerimi lekeleyeceğim, bugün matematik ödevini yapmak yerine bakugan seyredeceğim ve kalemimin arkasını kemireceğim.
![]() |
| BUZ PARMAK |
Senin ise şu an hukuk fakültesi A blok dış kantininde nasıl bir keşmekeş ve müphemiyet içerisinde bocaladığını biliyorum berat ama ben hayatımızı geri kazanmak için elimden geleni yapıyorum, aynı çabayı senden de bekliyorum. Muhtemelen şu an kpss dersanesi reklamlı kağıt bardaklarda çay-kahve tüketen insanlara anlam veremiyor, çilekli kidonu şişirip sıkarak belki son bir yudum kalmıştır umudunu yüreğinde yeşertmeye çalışıyorsun ve kulaklığımdan dinlediğin synthpop-electronic altyapılı şarkının yükselme yerinin gelişini gerginlikle bekliyorsun http://www.yourepeat.com/watch/?v=MdSB_PcBW3k&start_at=167&end_at=200 .
Dev arkadaş grupları var, masaya vurarak gülen çok eğlenen dev arkadaş grubu, ak parti-hdp işbirliği konuşan politik dev arkadaş grubu, ''YA CANSUDAN BEN DE BEKLEMİYORDUM'' içerikli konuşmalarla kadın-erkek ilişkilerini before sunset/sunrise ekseninde masaya yatırdığını sanan dev arkadaş grubu, herkesin telefonla oynadığı az samimi dev arkadaş grubu ama ortak paydada dev arkadaş grubu ve bir köşede çilekli kido ve sen ve ben...
Kidoyu son bir kez sıkımla, dibinde hiç kalmadığından emin olduğuna göre kalk o masadan berat, emin adımlarla ilerle, otur şimdi.. YOK YA ORAYA DEĞİL ORDAN KALK Bİ YANA OTUR. ''Ben..'' de... Yok yok şey de...
Ben
Aslında...
onu da deme
şunu de..
Dur biraz soluklan berat, sakin ol sen ben değilsin sen beni ve bizi özgür kılmakla yükümlüsün bunu unutma ve benim frustrasyonlara tabi ola ola adım atmaya cesaret edemeyecek hale gelmiş doğamı kır İŞTE BAŞLIYORUZ:
Dur biraz soluklan berat, sakin ol sen ben değilsin sen beni ve bizi özgür kılmakla yükümlüsün bunu unutma ve benim frustrasyonlara tabi ola ola adım atmaya cesaret edemeyecek hale gelmiş doğamı kır İŞTE BAŞLIYORUZ:
''Ben.. Ben mutlak arzuların kontrolünden sıyrılıp yasakları bilinçli olarak göğüsleme ve kabullenme halini yaşatarak kendimi özgür kılabilmek adına irademin kontrolünü yitirmeme sebebiyet verecek her durumdan kaçındım, hiçbir kötü alışkanlık edinmedim,daima irademi dinç tuttum ama mutlak tahakküm amacıyla çıktığım yolda kontrolü yitirme korkum kontrolünü yitirdi, ya olması gereken,istenilen ve sınırlandırılan olamazsam endişesiyle hiç 'var olamadım', düzgün ve makul ortak paydasında buluşan kimlikler edindim ve sonunda ortalama, ne iyi ne kötü olması ve tesirsizliği sebebiyle 'iyi' olarak nitelendirilen birine dönüştüm. Meselelere kayıtsızlıktan,nötralize ve heyecanını yitirmiş bir ruha sahip olmaktan korkarken kayıtsızlık objesinin ta kendisi oldum, ben bugün sizlerin ve onların ve benim ve senin aklını uygulamaktan vazgeçiyorum ve aynısı için seni de davet ediyorum, sizlerin ve onların ve benim ve senin aklı bizi delirtiyor, bilinçdışı hazlarımızı yok saymak adına oturup birbirimize akasyalardan, otlardan, bahar gibi gençliklerden mi söz edeceğiz, akasya görsek bu akasyadır diyemeyeceğimiz bir fotosentetik canlıyken onla mı özdeşleştireceğiz en derin hazlarımızı, lütfen yakalım tüm kitapları, silelim tüm süslü betimlemeleri, yıkalım tahayyül ettirme adı altında hayal gücümüzü baskılayan meseleleri ve tüm insanlıktan geriye tek bir cümle bırakalım: 'HEPİMİZ KAFASININ İÇİNDE BİRBİRİNİN BOĞAZINI KESMEYİ YA DA BİRBİRİYLE SEVİŞMEYİ DÜŞÜNEN CANLILARDAN BAŞKA ŞEYLER DEĞİLİZ, TÜM BİTKİ TÜRLERİNDE AKASYALAR DAHİL.'''
suratına bakan insanlar biraz affalladı belli ki sen de afalladın kusura bakma hala fişten yazı okuduğunu hesaba katmamışım berat, şimdi biraz soluklan giderek volümü yükselen bir konuşma akabinde yerdeki bir noktaya sabit bakarak soluklanman ideal olacaktır diye düşünüyorum
Şimdi başını kaldır o tanımadığın insanların tek tek gözlerinin içine bak ''Ben akasyalardan bir taç yaptım. Beyrutta iç savaşın izlerini taşıyan sokaklardan ışıltılı caddelere açılırken kulağımı kurşun deliklerinden birine dayadım ve orada seninle birlikte fairuz dinledim ve 'sınırlandırılmışlık bizi özgür kılacak' yazdım avucuna... Şimdi sana soruyorum ben ve sen şu an özgür müyüz?''
Kabul edin bu selamımı, ey denizler, evler
ve eski denizlerin yeni yüzü çöller...
ve eski denizlerin yeni yüzü çöller...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder