7 Nisan 2019 Pazar

Grönland


Düğüm olmuş kulaklığı çözmeye çalışırken cebeci-kızılay arasındaki yolu yarılıyorum, kolejin ordan çıkarken tekelin önünde kalan kırık kaldırım taşına kadar ezbere bildiğim bu yolda düğüm olmuş kulaklık adeta lazer tutulmuş kediye çeviriyor beni ve tüm dikkatimi dağıtıyor, ezbere bildiğim yoldaki kırık kaldırım taşlarına tek tek takılıyorum, geçenlerde izlediğim bir filmden replik geliyor aklıma ''Bazı insanlar kaderlerinin tutsağıdır, her daim aynı acılar tarafından yıkıma uğrarlar, kaderin kurbanı gibidirler. Psikanalize göre onlar kendi bilinç altlarının esiridirler.'' 

Kaldırım taşı benim bilinçaltım, her gün aynı yolu yürüyor ve aynı kaldırım taşı tarafından yıkıma uğratılıyorum, taşlar birleşiyor her gün aynı oda oluyor, her gün aynı duvarlarla uyanıyorum, boyası sökülmüş duvarın sağ alt kısmı grönland haritasına benziyor, taşlar birleşiyor ben her gün grönlandda uyanıyorum, taşlar birleşiyor her gün zahide yetiş oluyor, sakallı kadınlara hormon tedavisi uyguluyor, taşlar birleşiyor her gün jeanne dielman yapıyor beni, her gün aynı ayakkabıyı cilalayıp aynı bulaşığı kaldırıyorum, taşlar birleşiyor her gün recm ediyorlar beni, kafamdan aşağı her gün aynı taşlar yağıyor ben duvarın sağ alt kısmına bakıp Grönland'ı düşünüyorum. 

Ben Grönland'da olsam taşlar bana etkimezdi, her yer buz orda taş atmak yasak olsa gerek, buzu kırdın mı tüm ülke çatır çutur dağılır, Grönland'da 3 taştan fazlası bir araya gelse polis kıskıvrak yakalar, TCK 302 kapsamında yargılarlar adamı, Grönland'da olsam her gün taşlar birleşemez ve her gün aynı yıkıma uğratamaz beni. En azından aynı taşlar tarafından yıkılmak istemiyorum artık, Grönland'da bir buz parçası tarafından yıkıma uğramaya da razıyım yeter ki aynı taş olmasın.

Bir yıl önce yazdığım bir yazıda şöyle demişim ''...Ve unutacağım onu.Zira unutmak insanoğluna bahşedilmiş en nadide kifayet. Düşünsenize unutamadığımızı kafamızın içi  trigonometri ters dönüşüm formülleri, popstar abidin şarkıları, survivor 2005 kadrosu, 23 nisan temalı şiirler, periyodik cetvel alkali metaller, varsağı hece düzeni ve ölülerin yası ve aşk acısıyla dolu olurdu.
O yüzden unutmak ki en yakışandır bize. Ve şayet kendine değer vermeyi hatırlatıyorsa sana bu unutkanlık, haydi durma kutla bu demans senin!'' 

1A grubu hidrojen hariç alkali metal, Abidinin boşuna boşunaaa diye bir şarkısı vardı, varsağı 8li hece ölçüsüyle söylenir, kendime veremediğim değerler kutlayamadığım demanslar ve her gün aynı taş olarak dönüyor bana ve benim bir şekilde Grönland'a gitmem lazım, bu yıkım fazla bana.


Geçenlerde aklıma bu şarkı geldi ve 90lar erotizmi kokan kafa yakan animasyonlu klibini sizlerle paylaşmak istedim, ''yakın olmak için uzak dur benden'' mesnevi'de falan geçiyo olsa gerek aq.



8 Ocak 2019 Salı

ENGELLİ MAAŞI

Saat 04:27 uyanıyorum, tontiş su istiyor bu isteğini de borçlar hukuku genel hükümler kitabına saldırmak ve likit highlighter şişesini kırmak suretiyle bana bildiriyor.
Tontiş engelli, damağı sakat, kendi kendine su içemiyor.
Bende de var bir takım engeller, mesela tontişe alerjik astımım var, ataklar geçirdiğimde borçlar genel kitabında önemli gördüğüm yerlerin altını highlighterla çiziyorum.
Ve tontiş gibi kendi kendime yapamadığım bir takım meseleler var, kendi kendime yapabildiğim meseleler de var ama doğası gereği kendi kendimize yapmamamız gereken işleri kendi kendimize yapıyorsak  bu da engelliliğin bir parçası değil midir? Misal tüm gotham şehrini bir başına kurtarmaya çalışan batmani düşünün, batman bir engellidir ama kimliği gizli olması nedeniyle devlet tarafından engelli maaşına bağlanamamaktadır, hikayenin alt metni budur aslında.
Doğası gereği kendi kendimize yapmamamız gereken işleri kendi kendimize gerceklestirmemiz neticesinde kendi kendimize yapamadığımız hissiyatı taşıma ikilemi düşünüldüğünde, insanın varlığı bir çeşit sakatlıktır zaten. Damaktaki bir yarık gibidir, doğru açıyı bulursanız tontiş gibi, yemek yerken idare edersiniz kendinizle bir şekilde, ama iş su içmeye gelince birini ararsınız, kitapları, şişeleri devirirsiniz birinin ilgisini çekene kadar, gören olursa sizi ne âlâ ama çok da umutlanmayın, o gördüğünü düşündüğünüz kişi de size karşı alerjik astımlı çıkarsa susuzluğunuzu giderdiğine inandığınız noktada size siktir çekip koridora sepetleyecektir.
Çünkü kimse kimsenin acısını paylaşamaz. Kendi olma ve kendiyle olamama ikilemi budur, başkaları acılarımızı  paylaşsın ve kendi olma yükümüzü hafifletsin hezeyaniyla  sağı solu  devirirken  başkasının acısına ortak çıkamayacağımızı bilmenin ikilemidir.
batman olun, tontiş olun, ben olun, kendiniz olun, havva palu olun acınız size ait, baş etmek için doğru açıyı siz bulmak zorundasınız, başkaları sizin acınıza karşı alerjik astımlı. Ve son olarak: gidin engelli maaşına başvurun sonuçta batman değilsiniz.