25 Mayıs 2015 Pazartesi

Burayı kullanmayı artık biliyorum ama ben aslına bakarsanız birçok şey biliyorum. annenin omnipotensini kıramamış solipsist çocuğa yönelik frustrasyonlarının psikanalizdeki yerini, ayastefanos'taki Rus abidesinin yıkılışının türk sinemasının ilk bilinen filmi olduğunu ve mevzubahis abidenin 93 harbi esnasında ruslar tarafından yeşilköyde yapıldığını, kibritin çakmaktan sonra icat edildiği gibi manasızlıkları da biliyorum tüm bu bilinirlikler arasında bir bilinirlik daha kar olarak görünmüyor benim için.

SOYKAN KASİYERİ VE ALMAN EKSPRESYONİZMİ ÜZERİNE
Evdeki kesif kokuya bakılırsa annem geçen seneden kalan kurutulmuş biberlere dair yaptığı bunlarda kurtlanacak ziyan olacak içerikli konuşmasının ardından gerekli tedbirleri almak üzere dolma yapma hazırlıklarına girişmişti, bu baskül ailesinin fidanı kıvamındaki beni oldukça memnun etmekle birlikte evde yoğurt bulunmaması durumunda bakkala gitme görev ve sorumluluğumun da devreye girmesine sebebiyet verebilecek olması nedeniyle risk arz etmekteydi. 

Tek kurtuluş yolum ders çalışma bahanesine sığınmak üzere odama yönelerek asit jazz, synthpop, chill-out, barok, pagan folk, indie, teke zortlatması gibi geniş bir yelpazede seyreden müziklerimin ritmine kendimi kaptırmaya hazırlanıyordum ama derse sığınma bahanemi 2014 lyssinde suistimal etmem nedeniyle bu sefer yöntemim başarılı olmadı ve kendimi soykana gitmek üzere alt eşofmanımı dolapta ararken buldum

Soykan anneannemlerin kepsuttaki traktör tekeri ve hamur kabartma tozunu aynı reyonda pazarlamaya sunan mahalle esnafı düzenindeki mağaza planlamasıyla beni dönülmez bir girdaba sürüklüyordu ki girdabın arasında AOÇ 1.5 kilo kaymaksız yoğurt bana elini uzattı.

Kasanın önünde 12,85 kuruş gelen hesabı için bozuk paraları tek tek çıkarıp ''BU KAÇ PARA'' diye soran yaşlı, arkadaki müşterilerin sabırsızlanmasına sebebiyet veriyordu, bense tüm sakinliğimle ortamı topraklamaya çalışıyordum. O büyük tartışmada elimdeki yoğurdun son kullanma tarihini uzun uzun izleyeceğimi biliyorum, zihnimi toplumsal hayatın stresi ve uygar insanın huzursuzluğu nedeniyle aniden patlak veren tartışmalardan uzak tutmak için toplu taşımalarda plakalara, marketlerde son kullanma tarihlerine sığınırım ve zihnime mental aritmetik yaptırarak yetenek sizsiniz yarı finaline çıkarırım. 05.06.2015 TARTIŞMA BİTTİ. Kasa sırası bana geldi, kasiyer kadın yine ısrarla kasa önü indiriminden yararlanıp şampuan almamı teklif etti, annem almış diye reddettim, kesin ben satmışımdır dedi, gülümsedim evet, mutlaka dedim, müdür yenisini getirecek çok sattım dedi, çok ilginç hayatını kasa önünde şıvarzkov marka şampuan satmaya adıyor ve bu adanmışlığı için takdir bekliyor, onun sayesinde doğada bir plastik şişe daha 10.000 yıl yok olmayacak ve paraben nedeniyle biri daha kanser olacak ama o suratıma bakarak kocaman gülümsüyor ve ekliyor ''YENİSİ GELECEK''. Bu beyhude çabalarından haz duymasına mı yoksa devasa bir toksik atık pazarlamacısı olmasına mı sinirlenmeliyim bilmiyorum inanın. 05.06.2015 çıkıyorum.

Sofradayız anneannem dolmayı eliyle yiyor halbuki elle yemeye çok da müsait bir yiyecek değil kendisi de fark etti ikide bir parmağına bulaşan yağları yalıyor ama bir kere elle yemeye başladığı için çatala dönmeye cesaret edemiyor, insan bir kere önizlenim yaratmaya görsün ondan dönemez. Önizlenimleri öndeyiler izler ve bir bakmışsınız hiç olmadığınız birine dönmüş elinizle dolma yiyorsunuz. Anneanneme bakıyorum, dün anneannemin arkadaşı şükran öldü bu onun ölen 8. Arkadaşı olması nedeniyle çabuk atlatmışa benziyor, telefonda başka bir ölme ihtimali yüksek arkadaşıyla konuşurken ''Şükran öldü işte, bizde ölecez arkamızda öldü işte diyecekler demekki'' demesini hatırlıyorum, yaşlı ölümünün olağan ve yüksek metanetle karşılandığı bir dünya için fazla yaşlı, ''allah sıralı ölüm versin'' cümlesindeki sıra onda, o ölecek ve kimse kendi hayatını sorgulamayacak, genç ölümünün ardından ''Hayatta yapacakları vardı ve yapamadan öldü, peki ya benim yapacaklarım?'' iç sorgusu asla yaşanmayacak, evden ağıt sesleri yükselmeyecek, bazıları helvanın şekerini az, bazıları çok bulacak BİR HELVA BİLE ONDAN DAHA ÜZERİNE DÜŞÜNÜLESİ OLACAK. Bunlara katlanamıyorum, o herhangi bir yaşlı değil, o ölürse deliricem ''13 Numaranın kızı delirmiş, Tüm kutsal kitapları yırtmış, zeburu bile artık nereden bulduysa..'' diyecekler ve onlara ben hatırlatacağım ölümü ama ölerek değil yaşamdan kendi özgür irademle vazgeçerek, ölmedi ama genç yaşında delirttiler kızcağızı diyecekler KEŞKE ÖLSE DAHA İYİ diyecekler, efsaneler uyduracaklar 
-O hiç konuşmaz mı?
+Konuşmaz sevdiği oğlan askerden dönsün diye şafak sayarken çocuk bölük komutanıyla kaçmış.
Bu fısıldaşmalarınıza içimden duvar yumruklayarak gülecem ama suratımı bir matem havasına bürüyeceğim.

VE BEN KOŞACAĞIM SÜREKLİ KOŞACAĞIM NEDEN KOŞUYORSUN DİYENLERE ÖLÜMDEN KAÇIYORUM MORGLA YOĞUN BAKIM ARASINI HIZLICA GEÇİYORUM BİLİYORSUNUZ HASTANELERDE ÇOK YAKIN YAPIYORLAR HİÇ HASTANEYE GİTTİNİZ Mİ diye bağıracağım koştuğum için sadece ölümden kaçıyorum kısmını duyacaklar, iyice ürperecekler. kasadan bir şıvarzkof kapacağım bu sefer annem değil ben alacağım, müdüre selamımı söyleyin bunların hepsini aldım yenilerini getirsin! GETİRSİN ONLARI DA ALAYIM! ZEBUR DA BOZULMAMIŞ BU ARADA BİR AÇIP BAKANI YOKMUŞ SADECE MÜDÜRÜM!













Hiç yorum yok:

Yorum Gönder