Kendi geleceğini göremediği yerde yaşarken insan geçmişinden de kopamıyor, her ayrıntısı aklına geliyor , tüm pişmanlıklarla sarmalanıveriyorsun birden.
2007 mart: Yaralı sokak kedisinin hırıltılı nefes alışverişini uzaktan izleyip yardım etmeden gitmem, 2016 aralık: Sokak çocuklarını toplayıp küfür kıyamet aşağılayan metrodaki güvenlik görevlisine hiçbir şey dememem, 2011 aralık: Sakat dilenci ile alay etmem, 2013 nisan: Serkül taklidi yapmam, 2002 Ocak: Arkadaşımı daha popüler tipler için bırakmam ve popülaritenin kıstasının Kırıkkale standartları olması, 2017 Aralık: Genel olarak bu ayın varlığı...
Bugün de yarının pişmanlıklar listesine eklenecek bir dün olmaktan öteye geçemiyor. Tüm kediler, tüm çocuklar, kendi kedilerimiz ve kendi çocukluğumuzun pişmanlıklarıyla dolu bir geçmişi neon ışıklar şeklinde kusuyorum sokaklara. Dünyanın en büyük yapay şelalesinin altına giriyorum, böylelikle ağlıyor muyum yoksa dünyanın en büyük yapay şelalesini sevgiyle kucaklıyor muyum buna kanaat getiremem diye umuyorum. Gözyaşlarım yeşil neon yemiş sulara karışıyor, kim ağladığımı iddia edebilir ki, ben sadece elektrik tehlikesini göğüsleyerek geçmişi neonlara boğuyorum. Geçmişimdeki tüm renkler, yeşil, mavi, kırmızı ve mor gözyaşları şeklinde terk ediyor vücudumu.
Aniden keçiören belediyesi yazılı neon ışıklar contemporary art sergisiymiş gibi dönüşüveriyorlar ve "Grab the future by the balls. Fuck the past in the ass" yazıyor. Aklıma da yatıyor bu iş tüm renkler, tüm yeşiller, maviler, kırmızılar ve morları ardımda bırakıyorum ,Ankara'ya yakışır griler kalıyor geriye. Yarının taşakları avucumda, geçmişi sikiyim diyorum içtenlikle. Yarında geçmişin renkleri yok artık çünkü geçmiş öğretti ki sana Ankara girişinden, pavyonlarına, keçiören belediyesinden Kuzey Ankarasına rengarenk olsa da herkes Ankara'yı gri şehir olarak bilir. Yani hayat seni heyecanlandırdığında her şey rengarenk görünse de o dev bir gri bina üzerindeki sürücü kursu tabelası kadar ruhsuz bir bütünlükten ötesi değildir. Renklere inanmıyorum artık, renkler yalan söyler ve dünyanın en büyük yapay şelalesini grilikler içinde terk ediyorum...
Ama şelalenin yanındaki benim de zamanında okuduğum ilkokulu niçin parlement mavisine boyamışlar sahi? Onu da düşünmeden edemiyorum.